Özalp İlçemiz Renkli Simalarından Birini Daha Kaybetti

Doç. Dr. Şakir GÖZÜTOK’un kaleminden HECİ ZEKİ’ tanıyalım

 Her yörenin kendine has özellikleri ve güzellikleri vardır. Bu özellikler ve güzellikler o yörenin hayatına renk katan unsurlardır. Bazen de ilginç şahsiyetler bulundukları yeri güzelleştirirler. Bu tür şahsiyetler adeta o yörelerin birer simgesi haline gelmişlerdir. Mesela Elazığ’da “Asfalt Nemci”, Erzurum’da “Teyo Pehlivan” bunlardan bir kaçıdır. Bizim güzelim ilçemiz olan Özalp’ta ise Yumruklu (Pimirem) Köyü’ndeki Hacı Zeki böyle renkli bir simamızdır.

Esed adlı alim bir zatın oğlu olan Hacı Zeki denince akla gelen ilk şey şıklığıdır. Üzerinde daima yeni ve renkli elbiseler bulunur. Resmi bir dairede çalışıyormuş edasıyla kravatı da bu şıklığını her zaman tamamlayan ve eksikliği düşünülmeyen bir öğedir. Bazen yep yeni köşeli kasket, bazen de fötr şapka da başında hiç eksik olmazdı. Daima boyalı ve parlak çizmeler giyer ve onların yüksek topuklu olmasına da dikkat ederdi. Bir gün bir misafirlikte Hacı Zeki’nin çizmelerini kontrol ettiğimde iç tarafına da yerleştirdiği naylon altlıklarla biraz daha yükseklik kazandırmaya çalıştığını görmüştüm. 

Hacı Zeki,  ilçenin en uzun boylu kimse olduğuna inanırdı, kendisinden uzun boylu olanları da hiç sevmez asla yanlarına yaklaşmazdı. Aslında takriben 1.70 boyunda olan Hacı Zeki fazla da uzun boylu değildi. Gerçek uzun boyluluğunu yüksek topuklu ve içeriden yükselttiği çizmelerine borçluydu. Yanına sohbet etmek isteyen kişinin önce omuzlarına bakardı. Şayet omuzları Hacı Zeki’nin omuzlarını geçmişse, hemen yanından uzaklaşır ve verdiği ters cevaplarla muhatabının bir an önce kendisinden uzaklaşmasını sağlardı. Kendisinin kısa boylu olduğunu ihsas ettirenleri de asla sevmezdi, sevmemenin ötesinde nefret ederdi.

Hacı Zeki, kınalı kızıl renkli saçları, simsiyah bıyıkları, yukarıya doğru uzattığı başıyla, gençliğinde sürekli ütülü pantolon ve daima boyalı parlak çizmeleriyle benzeri olmayan biridir. O’nun bu renkli ve benzeri olamayan kişiliğinden dolayı herkes tarafından sevilen bir şahsiyettir. İsminin telafuz edildiği her ortamda, orada bulunanların tebessümüne mahzar olan bir intiba bırakmıştı. Hayatında asla bir işe el atmamış olan Hacı Zeki’nin geçimi gönüllü bahşişlerle olurdu. Eskiden (yani başlık parasının geçerli olduğu dönemlerde) her düğünde öğlen yenilen yemeklerden sonra başlık parası davetlilerin imece usulü toplanırdı ve ardından Hacı Zeki içinde ayrı bir imece kurulur, orada toplanan paralar harçlık ve bahşiş olarak verilirdi. Herkes bu işi Hacı Zeki için özellikle gönüllü olarak yapardı, bu yüzden geçim derdi olmayan Hacı Zeki bol bol seyahat eder, ilçenin bütün köylerini gezdiği gibi, Van’a da sık sık giderdi.

Hacı Zeki herkesle muhatap olmaz, konuşacak kişileri özenle seçerdi. Daha çok ilçe Kaymakamı, Hakimler, Savcılar ve diğer bürokratlarla ilişki içinde olur, onlar da sık sık Hacı Zeki’ye çeşitli hediyeler sunmaktan çekinmezlerdi. Alim bir aileye mensup Hacı Zeki’nin babası çevrede yüksek itibarı olan alim bir zattı bu yüzden Hacı Zeki sohbetinin hemen başında “ceddimin okuduğu Kur’ân” diyerek sözlerine başlar, laf arasında da bu sözü zaman zaman tekrar ederdi.

Konuştuğunda bazen kekeler, ama türkü söylediğinde kekemesini asla fark edemezdiniz. Kendisini bilmeyen bazı kişiler Hacı Zeki’ye “Çığı” (kendini beğenmiş anlamında) lakabını takmışlardı ve O’na takılmak istediklerinde bu lakapla çağırırlardı. Hacı Zeki, bu şekilde lakap ile çağrılmasına aşırı derecede tepki gösterir ve sinirinden daha çok kekeliyerek sözler dudağında düğümlenirdi. Bu davranışı da çevredekilerde ayrı bir sempati uyandırır ve Hacı Zeki ile şakalaşmaktan hoşlanırlardı. Hacı Zeki, kendisini lakabıyla çağıranları asla konuşturmaz, muhatap olarak almazdı.

Allah, kendisine Hac farizasını yerine getirmeyi de nasip etti. Hac’dan sonra artık herkes tarafından “Hacı Zeki” olarak anılırdı. Hac yolculuğunda dönüşünde gümrükteki sıkışıklıkta bir arkadaşı telaşla eşyalarını gümrükten geçirmeye çalışırken, dalgınlıkla Hacı Zeki’ye lakabıyla hitap etmiş, Hacı Zeki her zamanki gibi sert bir karşılık vererek “terbiyesiz eğer bana hala ‘çığı’ diyeceksen bu rezaleti neden çekiyorum” diye tepki gösterdiği bir anekdot olarak anlatıla gelir.

Hacı Zeki, hayatında hiç evlenemedi, kendimi bildim bileli O evlenecek bir bayan arar,ama aradığını da bir türlü bulamazdı. Böylece ilçedeki müzmin bekârlardan biri olarak yerini almıştı. Bütün şıklığı ve parlak şahsiyetine rağmen bir evlilik gerçekleştirmeyen Hacı Zeki, son demlerinde akrabalarının bakımına muhtaç hale gelmiştir. Geçen yaz hasta olduğunu duyduğum Hacı Zeki’yi ziyaret etmeği çok arzuladım, fakat benim de ciddi şekilde rahatsızlanmam üzerine bu arzumu bir türlü gerçekleştiremedim.
Merhuma Allahtan rahmet ailesine  tüm Özalp halkına ve Sevenlerine baş sağlığı diliyoruz.

                                                                                

 ÖZALP-SARAY DERNEK   YÖNETİM KURULU

Yorumlar



  • Yazının Tarihi: 17 Kasım 2014
  • Bu Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın

Başkanlarımız

Ziyaretçi Defteri

  • Necmettin Yalın / 8 Nisan 2016:
    Merhabalar Babamın Üye Olduğu Özalp -Saray Derneği Kurucuları ve Yetkilileri... »
  • Mehmet Kaya / 29 Aralık 2015:
    Değerli Dost ve Akrabalarım Eşimin Cenazesinin Hazırlanıp Defnedilmesinden ve Taziye... »
  • Ekrem Eralmaç / 22 Aralık 2015:
    Değerli Dost ve Akrabalarım Annemin Cenazesinin Hazırlanıp Vana Gidişinden ve... »

Ziyaretçi Sayacı

3342576
Users Today : 12
This Month : 3048
This Year : 66201
Who's Online : 3